Ayla Ay Yüzlü Bir Kızla, Ay Yıldızlı Bir Askerin Hikayesi

Siyasi Dizi-Film Yayınlayan:

Babalar çocuklarına verdikleri sözü tutarlar. 

Ayla filminin özeti işte bu cümledir bana göre.

Ayla filminde, silah arkadaşlığını, savaşın vahşetini ve acımasızlığını göreceksiniz elbette ancak film aslında savaşın ortasında yetim ve öksüz kalan ay yüzlü bir kızla, ay yıldızlı bir askerin hikayesini anlatıyor. Güney Koreli Ayla ile Türk astsubayı Süleyman Dilbirliği’nin hikayesini, bir baba ile kızın hikayesini izleyeceksiniz bu filmde.

Film, Türk sinemasının şaheserlerden olacak bir yapım, hayatımda izlediğim en iyi film diyebilirim. Gerçek bir hikayenin, yapmacıksız, olduğu gibi tarih gerçeklerle bu denli uyumlu şekilde anlatıldığı bir hikaye Ayla filmi. Türk askerinin üniformalarından, savaş sahnelerinde kullanılan askeri teçhizat ve silahlara, 50’lilerin kadın modasından, Kore’deki Türk Tugayı için düzenlenen radyo programlarına kadar her şey en ince ayrıntısına kadar araştırılmış ve seyirciye gösterilmiş.

Filmi sinemada izlerken, birçok kez kulağımda ‘‘Vefalı Türk geldi yine..’’ marşı çaldı, ABD’li generalin dediği gibi ‘‘Kore’den yardım çığlığı yükseldiğinde Türkler ilk karşılık verenler arasındaydı ve savaş bittiğinde, tarih kitaplarına geçecek, hikayelerde anlatılacak olanlar da yine Türk askerleriydi.’’

Kore’de evlat edindiği ve Ayla ismini verdiği kızını bırakıp yurda dönmek isteyen Süleyman Dilbirliği, sevdiği kız ile evlat edindiği kız arasında kaldığı ikilem de filmde vurgulanması gereken noktaların biri. İskenderun’da görev yapan Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin burada bir ‘‘yavuklusu’’ var ancak onu bırakıp, Kore’de kendisine ihtiyaç olduğunu düşündüğü için Kore’ye gidiyor. Ancak Ayla’yı bulup onu evlat edinmesi işleri değiştiriyor. Görev süresinin dolmasına rağmen yurda geri dönmeyen Süleyman Dilbirliği, sevgilisinin ısrarlarına rağmen kızını bırakıp yurda geri dönmüyor ve gönüllü olarak 1 yıl daha Kore’de kalıyor.

Filmi izleyen herkesin, Ayla’yı alıp, yurda geri dönmesini istediği Süleyman Dilbirliği’ne izin verilmiyor. O da Ayla’yı gizlice kaçırarak yurda getirmek istiyor ancak yakalanıyor. Ayla, Türk Ordusu’nun Kore’de açtığı Ankara Okuluna yazdırılıyor. Süleyman Dilbriliği, kızı Ayla’ya kendisini almaya mutlaka bir gün geleceğini söz vererek istemeden de olsa Kore’den ayrılmak zorunda kalıyor. Ancak döndüğünde de onu kötü bir sürpriz bekliyor, yavuklusunu, sevgilisini, başkası ile nişanlanmış durumda buluyor ve Maraş’a dönerek ailesinin uygun bulduğu bir kızla evlenerek İstanbul’a gidiyor.

Süleyman Dilbirliği Ayla’yı bulmak için her yolu deniyor, Kore’yi gitmeyi bile düşünüyor. Ancak hem asker olduğu için hem de devletin bulamadığı kızı ben tek başıma nasıl bulacağım diyerek bunu bir türlü gerçekleştiremiyor. Ancak aklı hep kızı Ayla’da, İstanbul’da Güney Kore Başkonsolosluğu ile yapılan görüşmeler de neticesiz kalıyor, Ankara Okulu’nun kapanması da işleri zorlaştırıyor.

Yıllar yıllar sonra, Süleyman Dilbirliği için iki kez büyük bir umut doğuyor, birincisi, 1999 Depremi ve diğeri 2002 Dünya Kupası, 99 Depreminde Güney Kore’den gelen ekipleri arıyor, ancak kızı Ayla’yı bulamıyor, 2002 FIFA Dünya Kupası, hem Kore’de düzenlenmiş hem de Türkiye-Güney Kore arasında 3.lük maçının yapılması, emekli Astsubay Dilbirliği’nin umutlarını bir kez daha diriltiyor ancak sonuç çıkmıyor.

İstanbul’daki Gaziler Derneği’ne Kore Savaşı ile ilgili belgesel çekmek için gelen bir ekip, Süleyman Dilbirliği’nin farklı hikayesini duyuyor ve kendisi ile tanışmak istiyor ve Ayla’yı bulabileceklerini kendilerine söylüyorlar. Uzun araştırmalar sonucu, Ayla bulunuyor ve Süleyman Dilbirliği ile Ayla Güney Kore’de 2010 yılında buluşuyor, bir baba, kızına verdiği sözünü tutuyor. Ay yüzlü kızla, ay yıldızlı asker yeniden buluşuyor, hasret bitiyor.

Bir baba ile kızın hikayesi; Ayla!  

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*