buyuk-kudus-mitingi

Büyük Kudüs Mitingi

Türk Siyaseti Yayınlayan:
30 Temmuz 2017 günü İstanbul’da, Yenikapı’da Saadet Partisi, Kudüs’te yaşananlar için ‘‘Büyük Kudüs Mitingi’’ düzenleyecek. Dünyaca ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo da Saadet Partisi Genelbaşkanı Temel Karamollaoğlu tarafından bu mitinge davet edildi. Ronaldo, Filistin’e, özellikle Filistinli çocuklara karşı yaptığı maddi yardımlarla kamuoyunda gündeme oturmuştu. Mitingin sloganı ise, ‘‘İsrail güçten anlar’’ olarak belirlendi. Türkler, Ortadoğu’yu 400 yıl kadar barış ve adaletle yönetti. I. Dünya Savaşı’nda, 1916 yılında ‘‘Büyük Arap İsyanı’’ çıkana kadar Araplardan vergi bile alınmadı. Buna rağmen, Müslüman Arap kardeşlerimiz(!), İngiliz altınlarına kanarak, Türk ordusunu Filistin cephesinde sırtından vurdu. Binlerce Türk gazisini tekbirler getirerek öldürdü, birçoğunu kör etti.

Gazze’nin kumundan çok imiş meğer kalleşi,
Nasıl sırtından vurur insanı din kardeşi!
Filistin, Trablusgarp, Yemen illeri.
Hangisini kanım ile sulamadım.
Gezdim cephe cephe bütün çölleri.
Türk’e, Türk’ten başka dost bulamadım!
Türk-Yahudi ilişkisini, İsrail-Filistin meselesine ve Türkiye’den hangi grupların neden, kime destek verdiklerini açıklamaya çalışacağım.Avrupa’da yükselen anti-semitizm ile Osmanlı’nın yükselişi aynı döneme denk gelir. İspanya’da Müslümanları kovan Hristiyanlar, 1492’de de Yahudileri kovarlar. Osmanlı sultanı II. Bayezid, Yahudileri, başkent İstanbul’a kabul eder. İstanbul’daki Yahudi ailelerden bazıları hala Türk vatandaşı olarak Türkiye’de yaşamaktadır. Bunlardan biri de meşhur giyim markasının sahipleri Vakko ailesidir. 1487’de Osmanlı-Memlük Savaşı sırasında, Kudüs’te yapılan sinagoga yardım göndermeyi reddeden İstanbul Hahambaşı Moşe Kapsali’yi Türkiye’deki İslamcılar, Osmanlı torunları biliyor mu acaba? Yahudilerin, Türklere(Osmanlılara) karşı gösterdikleri vefa örneklerine Kanuni döneminde de rastlamaktayız. Örneğin; Osmanlı, Balkanlar’dan Avrupa’nın içlerinde doğru ilerlerken, Yahudiler, Osmanlı ordusunu tuz ve ekmekle karşılamaktadır. Hristiyanlar, ‘‘Tanrım, bizi Türklerden koru!’’ diye dua ederlerken, Yahudiler, Osmanlılarla işbirliğine girerek ortak düşmanlarına karşı hareket ediyorlardı.  Filistin’e Yahudi göçünü Papalık yasaklamış, Venedik gemilerinde Yahudilerin seyahat etmesini engellemiştir. Ancak Fransız Devrimi sonrasında, Filistin’e Yahudi göçü 1880-1897 yılları arasında Yahudi bankerlerin kişisel uğraşları sonucunda devam etti. 1897 yılında Theodor Herzl’in topladığı kongre sonrasında, Filistin’e Yahudi göçü sistematik ve planlı hale geldi. Ayrıca Herzl, Sultan II. Abdülhamit ile Filistin’de kendilerine bir yurt verilmesi karşılığında Osmanlı ekonomisini düzeltmeyi teklif etti ancak Abdülhamit her seferinde Herzl’i reddetti I. Dünya Savaşı’nın patlak verdiği 1914 yılında dek, Yahudiler Filistin’de 418.000 dönüm toprağa ve 47 yerleşim merkezine sahip oldu. II. Dünya Savaşı sonrasında uygun siyasi ortamı bulduklarında, 1948 yılında Yahudi devleti ilan ettiler. Türkiye, İsrail’i tanıyan ilk müslüman ülke oldu.

Şunu belirtmek isterim ki Ortadoğu’da ne Filistin ne İsrail’in güçlenmesi. Türkiye’nin işine gelmez. 10 yıllık Irak-İran savaşında olduğu gibi tarafsız kalmalı ve iki tarafın da birbirini tüketmesine destek olmalıyız, gerekirse iki tarafa da silah satışı yapmalı, iki halk arasında çatışmalar çıkarmak için olayları manipüle etmeliyiz.Filistin davasına Türkiye’de dün olduğu gibi bugün de  sahip çıkan iki kitle vardır; kızıl ve yeşil komünistler. Kızıl komünistler, beynelmilelciliğe meylettikleri için, sosyalizm propagandası yapmak için Filistin’i kullanırlar. Emperyalizme verilen bir savaş olarak gördükleri, Filistin-İsrail çekişmesinde, İsrail’e karşı Filistin’i destekleyerek, Filistin’in zaferini emperyalizme karşı zafer olarak göstererek sosyalizm propagandası yaparlar. Deniz Gezmiş, 68 Kuşağı önderleri, Filistin’deki kamplarda askeri eğitim alarak Türkiye’ye dönmüşlerdir. Yeşil komünistler ise, tüm Müslümanların kardeş olarak gördükleri ümmet inancından dolayı, Filistin davasına sahip çıkarak, İslamcılık’ın Türkiye’de geniş kitlelerce kabul edilmesini sağlamak istemektedirler. Siyasal İslam Türkiye’de son 15 yıldır tek başına iktidar olmasına rağmen, Filistin davasında bir adım ilerleme kaydedilmemiştir. Aksine, Mavi Marmara rezaletinde öldürülen vatandaşlarımız, İsrail’in ödediği 20 milyon $ tazminat karşılığında resmen satılmıştır.Sonuç; İsrail ve Filistin’in birbiriyle savaşarak enerjilerini tüketmesini diliyoruz. Sami ırka mensup bu iki halkın Ortadoğu’daki mücadelesinde taraf olmak Türkiye’ye bir şey kazandırmadığı gibi kaybettirecektir. Filistin, Türk ordusuna yaptıkları kahpeliklerini bedelini en ağır şekilde ödüyor, ödemeye devam edecek.  

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*