Devşirme Sistemi

Türk Tarihi Yayınlayan:

Devşirme nedir?

Saray hizmetleriyle, Bostancı Ocağı ve Yeniçeri Ocağında istihdam edilmek üzere Osmanlı Devleti’nin Hıristiyan halkından topladığı çocuklara verilen isim.

Orhan Gazi devrinde, yalnız Türklerden teşkil edilen Osmanlı ordusunun kâfi gelmemesiyle, harpte ele geçirilen güçlü ve kuvvetli esirlerden faydalanma yoluna gidilmiştir. Böylelikle Pençik Oğlanı denilen ve her beş esirden birinin alınması yoluyla bir ordu teşkil edilmiştir. Sultan I. Murat zamanında, Pençik Oğlanı teşkilâtı bir kanuna bağlanarak, Gelibolu Acemi Ocağı kuruldu. Böylece, Kapıkulu Ocağının temelleri atılmış oldu.

Pençikten Devşirmeye Geçiş

Acemi Ocağı teşkilâtı daha sonraları ihtiyaç nispetinde genişletildi ve yeni kanunlarla, daha mükemmel bir hâle kondu. Fütuhatın ilerlemesi üzerine, bir taraftan askere olan ihtiyaç, diğer taraftan siyasî hadiseler neticesinde ordu mevcudunun azalması, Pençik Oğlanından başka Devşirme ismiyle Osmanlıların Rumeli’deki topraklarında bulunan Hıristiyan tebaadan ocağa yeniçeri namzedi olarak efrat alınmasını gerektirdi. Bu suretle, Hristiyan tebaa evlâdından asker devşirmek için, bir Devşirme Kanunu yapıldı. Bu yeni kanunla, baştan başa gayrimüslim olan Rumeli halkı yavaş yavaş Müslümanlaştırılacak, böylece Müslüman olmuş askerle Türk ordusu kuvvetlenecekti. İki yönlü faydası olan Devşirme Kanunu, artık eski ehemmiyetini kaybeden Pençik Kanunuyla asker alınmasının yerine geçmiş, kuvvetli ve sürekli olarak iki buçuk asır devam etmiştir.

Alınacak Çocukların Özellikleri

Osmanlılar, genç ve yetenekli çocukları seçerken, alacakları çocuğu evdeki tek erkek çocuk olmaması şartı ile alırlardı ve yüz güzelliği de önemliydi. Eğer daha önce aynı aileden bir çocuk alındıysa, yıllar geçse de ikinci bir çocuk alınmaması kuralı vardı. Devşirmelerin %90 civarında çoğunluğu asker, %10 kadarı saray görevlisi ve bürokrat olurlardı. Ailelerin genellikle itiraz etmemelerinin nedenlerinden biri de, gençlerin o dönem için seçkin bir mevki elde edecek olmaları, düzenli maaş ve yaralanma veya yaşlılıkta emeklilik benzeri bir yardımın yapılmasıydı. Alınacak çocukların  yaş aralığı da 8-18 arasıdır.

Kanun üzere, Hristiyan çocukların en asil olanları seçilirdi. İki çocuğu olanın biri ve birkaç çocuğu olanın müsait olan en sıhhatlisi ve yakışıklısı seçilirdi. Bir oğlu olanın çocuğu alınmaz, babasının hizmetine bırakılırdı. Alınacak çocukların orta boylu olmasına dikkat edilirdi. Anası ve babası ölmüş çocuklar, terbiyesi noksan ve aç gözlü olacağı düşüncesiyle, devşirmeye müsaade edilmezdi. Sığırtmaç ve çoban oğullarıyla genç sığırtmaç ve çobanlar, kel ve köse olanların da alınmamaları kanundu.

Çocuklar nasıl ve kim tarafından devşirilirdi?

Devşirme işiyle birinci derecede Yeniçeri Ağası alâkadardı. Ağa, gerek Acemi Ocağı ve gerek diğer hizmetlerdeki acemilerle, Türk çiftçilerinin hizmetlerinde bulunan acemileri göz önünde bulundururdu. Yeniçeri Ocağına Acemi Oğlanı verilmesi ve Acemi Ocağına oğlan alınması, hep onun tezkiresiyle olurdu. Bunun için devşirmeye lüzum hâsıl olunca, Yeniçeri Ağası bir arıza ile divana müracaat ederek ihtiyaç miktarını gösterirdi. Bunun üzerine, kanun gereği Osmanlı ülkesindeki muhtelif mıntıkalara memurlar sevk olunarak sancakbeyleri, kadılar, topraklı süvari ve zeamet sahiplerinin de yardımlarıyla acemi efrat devşirilirdi. Devşirme için, ocak tarafından bir emin ile bir memur tayin olunması kanundu. Başka yerden olamazdı.

Devşirme memuru, vazifesinde tamamen serbestti. O tayin olunduğu mıntıkada her bir kadılığı, yani kazaları gezip görerek, kanunî vasıfları haiz olmak şartıyla, sekiz-on ve on dört yaş arasında kırk hanede bir oğlan hesabı üzere çocuk devşirirdi. Devşirme memuru, bu çocukları alırken kadılar, sipahiler veya vekilleri ve köy kethüdaları da hazır bulunurlar ve bir suiistimal olmamasına dikkat ederlerdi. Devşirilen çocuğun köyü, kazası, sancağı, baba ve anasının ve sipahisinin isimleri, doğum tarihi ve bütün özellikleri bir deftere yazılır ve bu defter iki nüsha olarak biri devşirme memurunda bulunur, diğeri de çocukları sevk eden sürücüye verilirdi.

Devşirilen çocuklar, yüzer, yüz ellişer, iki yüz veya daha fazla gruplar hâlinde, muhafızların nezaretleri altında hükümet merkezine sevk edilirlerdi. Bunların, yollarda kaçmamaları ve değiştirilmemeleri için, sıkı tedbirler alınırdı. Devşirmeler, devlet merkezine gelince iki, üç gün istirahat ettirilir, daha sonra yeniçeri ağası tarafından, sarayda görev yapacaklarla kapıkulu ve bostancı ocağına gidecekler seçilir ve padişaha arz edilirdi.

Sistem ne zaman ve neden kaldırıldı?

Devşirme Kanunu, bilhassa 17. yüzyılın başından itibaren, Hristiyan çocuklarının gerekli tetkik ve muayeneler yapılmadan alınmaları, tutulması gerekli olan eşkâl defterine pek ehemmiyet verilmemesi üzerine bozulmaya başlamıştır. Bu durum, Yeniçeri Ocağına, devşirme efradının alınmasından vazgeçilmesine yol açmıştır. On sekizinci yüzyıl başlarında, yalnız Bostancı Ocağı için 1000 devşirme toplanmışken, aynı yüzyılın ortalarında, devşirme usulü kesin olarak bırakılmıştır.

Devşirme sisteminin Osmanlı imparatorluğunun çözülmesindeki etkisi bugün önemli bir tarihsel tartışma konusudur.

Devşirme sistemi kaldırıldıktan sonraki yıllarda, yeniçeri olabilecek olan Yunanlar, Bulgarlar, Sırplar, Ermeniler, isyanlarda, 93 Harbi ve Balkan Harbi’nde Osmanlıya karşı savaştılar.

Çocuklar annelerinden zorla mı alınıyordu?

1) Bugün Amerikan ordusunda asker olmak için can atan çok sayıda üçüncü dünya ülkesi vatandaşı insanların mevcut olduğu inkâr edilemediği gibi, o günün tek süper gücü olan Osmanlı Devleti’nin en önemli ordusu olan Yeniçeri teşkilatında görev almak için Müslüman ve Hristiyan her çevreden talepler gelmeye başlamıştır.

2)Bir diğer önemli sebep de gayrimüslimlerin askerlik edemeyişleri ve buna karşı cizye vergisi ödemeleri söz konusu olduğundan, gayrimüslimler ve özellikle Osmanlı hayranı Bulgar, Arnavut, Bosnalı ve Ermenilerin, Osmanlı ordusunda görev alma arzuları gittikçe artış göstermiştir.

Şu konularda bilinmeli!

A) Yeniçeri teşkilâtına girmek veya saraya girmek, önemli bir şeref olmasından ve hatta bu yolla Yeniçeri olan yahut saraya girenler, belli bir müddet sonra, önemli mülkî ve askerî makamlara geldiklerinden dolayı, gayrimüslim gençlerin ve ailelerin bunu arzuladıklarını açıkça görüyoruz. Diyarbakır Beylerbeyi ve sonradan da Mısır Beylerbeyi olan Hüsrev Paşa, bu yükselenlere verilecek en bariz misaldir. Hatta Müslüman Boşnaklar, Müslüman olduklarından dolayı kendi çocukları devşirilmeye tâbi tutulmadığından, ısrarla, bu kanun gereği çocuklarının toplanmasını kendileri arzu etmişlerdir. Israrlı arzuları üzerine, Müslümanlardan sadece Boşnaklar devşirme kanununa tâbi olmuşlardır.

B) Bu devşirmeden kasıt, rızası dairesinde kalmak şartıyla, önce Müslüman Türk ailelerin yanına verilerek Müslümanlaştırmak ve Türkleştirmektir. Ancak, bunun zorla yapıldığına dair bir şikâyet söz konusu değildir. Belki devşirmeye tâbi olmayan Yahudi, Rus ve Rumlardan “neden bizden de almıyorsunuz” şeklinde sitemli arzular vardır. Bu söylediklerimiz, yükselme dönemi içindir; gerileme döneminde devşirmecilerin türlü türlü zulümler yaptıkları, maalesef doğrudur.

C) En önemlisi de devşirme yoluyla Acemi Ocağı’na çocuğunu veren gayrimüslimler, belli vergilerden muaf tutulduğundan, kendi elleriyle ve hile yaparak ve hattâ devşirme memuruna rüşvet vererek çocuklarını Acemi Oğlanı yapmaya çalışmışlardır.

D) Bütün bunların yanında, insan unsurunun girdiği hiçbir işte suiistimal olmaması mümkün görünmediğinden, bu konuda bazı suiistimaller olmuş olabilir.

 

 

 

 

 

 

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*