27 Mayıs Darbesi

DP İktidarı ve 27 Mayıs Darbesi

Türk Siyaseti Yayınlayan:

2. Dünya Savaşı’nın demokrasi karşıtı faşist rejimlerin yıkılmasıyla sonuçlanması, Türkiye’nin de gerçek anlamda demokrasiye, çok partili hayata geçiş sürecinde etkili oldu. Demokrat Parti, bu süreçte, iktidardaki CHP ve Cumhurbaşkanı İnönü’nün izniyle kuruldu. CHP’nin içindeki ‘‘muhalefet’’ tarafından kurulan DP’nin ilk sınavı 16 Mayıs 1945’de, mecliste görüşülen “TBMM’de Çiftçiyi Topraklandırma Kanun Tasarısı”ydı. 

7 Haziran 1945’de SSCB, Türkiye’ye nota verdi. Ruslar bir kez daha Boğazlar’da kendilerine bir üs verilmesini talep etti. DP’nin A takımını, Celal Bayar, Fuad Köprülü, Adnan Menderes ve Refik Koraltan ‘‘Yeter, söz milletindir!’’ sloganı ile 6 ayda 1 milyon yakın üyeyle en ücra köylerde bile teşkilatlı hale geldiler. DP’nin A takımı, CHP’nin içinden çıkmıştı ve Atatürk ile ilişkileri olan kişilerdi. Atatürk’ün İktisat Bakanı, son Başbakanı, Millî Mücadele’nin Galip Hoca’sı, CHP İzmir Milletvekili Celâl Bayar ve 1932’den beri mecliste bulunan, CHP Parti Müfettişliği yapan, Atatürk’ün Aydın gezisinde tanıyarak meclise taşıdığı CHP Aydın Milletvekili Adnan Menderes, İstiklâl Savası’nda Atatürk’ün güvendiği kişilerden biri olan İstiklâl Mahkemesi Savcısı, eski Konya Valisi, CHP Konya Milletvekili Refik Koraltan, Edebiyat Fakültesi Profesörü, CHP Kars Milletvekili Fuad Köprülü’dür.

1946 Seçimlerinde hile ve usulsüzlükleri sağır sultan bile duymuştu. Açık oy, kapalı tasnif usulüyle oylar sayıldı. DP, Atatürk’ün yakın arkadaşı Mareşal Fevzi Çakmak’ı da DP listesinden bağımsız aday göstermesine rağmen sadece 66 sandalye kazanabildi. 14 Mayıs 1950 seçimleri öncesinde, DP bazı demokratik imtiyazlar kazandı. Örneğin bir yüksek seçim kurulunun oluşturulması, gizli oy-açık tasnifin yapılması vb. demokratik kazanımlar sağlandı. Ayrıca CHP iktidarı 1949’da İmam Hatip Okulları açmayı kabul etti. 14 Mayıs 1950’de Türkiye’de ‘‘Beyaz Devrim’’ gerçekleşti. Oyların %53’ünü alarak 408 sandalye kazanan DP, CHP’nin 27 yıllık iktidarına son verdi.

DP’nin ilk icraatları, laiklik karşıtı çevreleri sevindirdi. Arapça ezan uygulamasına geri dönüldü, seçmeli din dersi zorunlu hale geldi. Radyoda dini program yasağı kaldırıldı. DP’nin 10 yıllık iktidarında neleri yanlış yaptığını, ordunun neden DP’yi devirdiğini anlamak için bazı temel noktalar üzerinden konuyu anlamak gerekli. Çünkü ordu daha 14 Mayıs gecesi Milli Şef İnönü’ye bağlılıklarını bildirecek ve DP’yi devirmeye hazır olduklarını bildireceklerdi.

Kore Savaşı, Menderes’in orduda tasfiye girişimi, 6-7 Eylül Olayları, Vatan Cephesi’nin kurulması, Menderes’in uçağının düşmesi, İnönü’nün saldırıya uğraması, 9 Subay Olayı, İnönü’nün ihtilal çağrısı beyanı, 555 K gösterileri başlıkları altında 10 yıllık DP iktidarının 27 Mayıs Darbesi ile nasıl sonlandırıldığını anlatacağım.

Kore Savaşı’na asker göndermek, NATO’da yer almamızın en önemli koşuluydu. Ancak, bu olay mecliste tartışılmadan, Menderes-Bayar ikilisinin fikir birliğine dayanarak gerçekleştirildi. Kore’ye gönderilecek askeri birliğin büyüklüğü konusunda Genelkurmay’ın görüşü dahi sorulmadı. Kore’ye peyderpey gönderdiğimiz 25 bin Mehmetçik’in yaklaşık 2500 askeri Kore’de bıraktık ve 1952 yılında NATO’ya resmen üye olduk. Batı İttifakı’nın bir parçası olarak Türkiye’ye biçilen rol NATO’nun güneydoğu kanadının savunulmasıydı.

Yukarıda yazdığım üzere orduda bir kesim İnönü’ye sadakatle bağlıydı ve DP’ye devirmeye hazır olduğunu bildirmişti. Bir albay Menderes’e ordu içinde bir yapılanma olduğunu, Menderes’e karşı 8-9 Haziran 1950 gecesi bir darbe girişimi olacağını  ihbar etti. Bunun üzerine Menderes, 16 generali ve yaklaşık 150 albayı birkaç ay içinde ordudan tasfiye etti.

1954 seçimlerinde de DP iktidar oldu. Köy enstitülerinin kapatılması karşılığında doğudaki tüm toprak ağaları ve Eskişehir’den Gün Sazak DP’yi desteklemişti. Ayrıca Marshall Planı ile birlikte gelen ekonomik yardımlar ile Türk ekonomisi büyüyordu. Batı İttifakı’nın Türkiye’yi biçtiği rol bir tarım toplumuydu. Türkiye verimli arazilere sahipti ancak sanayileşmiş bir Türkiye, genç nüfusuyla ileride kendilerine karşı bir tehdit olabilirdi. Bu yüzden, Atatürk’ün açtığı uçak fabrikaları, traktör fabrikalarına dönüştürüldü. Türkiye, traktörlerle modern tarım yapmaya başladı.

6-7 Eylül 1955’de asparagas bir haber olan Atatürk’ün Selanik’deki evine bomba konduğu fısıltı gazetesiyle yayıldı. Halk galeyana getirilerek, Karaköy’de bulunan Rumlara ait evler ve dükkanlar yağmalandı. Ordunun olaylara müdahale etmesiyle son buldu. Yunanistan, Kıbrıs için self-determinasyon hakkına sahip olduğunu ve Yunanistan’a katılmasını savunuyordu. Türkiye ise Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu’nun belirttiği üzere Türkiye’nin hakkıydı. Londra’da Kıbrıs için toplanan zirvede hiçbir sonuç çıkmadı.

1958’de DP, Vatan Cephesi’ni kurmaya karar verdi. 1957 seçimlerini kan kaybederek olsa kazanan DP, köylerde, ilçe ve bucaklarda üye kaydı yaparak taraftarlarına ‘‘hazır olun!’’ mesajını gönderiyordu. Bu sıralarda toplumda kamplaşma had safhaya çıkmıştı. DP’lilerin ve CHP’lilerin kahvehaneleri bile ayrıldı.

17 Şubat 1959’da Londra’ya uçakla giderken, uçağın düşmesi sonucu yara almadan kurtulan Menderes, sevinç gösterileri ile memlekette karşılandı. Karşılayanlar arasında, İsmet İnönü’nün de bulunması kısa bir süre de olsa tarafların yatışmasına yol açtı.

İsmet İnönü, Uşak gezisinde taşlı sopalı saldırıya maruz kaldı. Başında yaralanan İnönü geziyi iptal ederek Ankara’ya dönü. Saldırının faili olarak Vatan Cephesi gösterildi.

Orduda DP’ye karşı bir darbe için örgütlenme 1951’de Yüzbaşı Faruk Ateşdağlı ile başladı. 1957 seçimleri sonrasında, halkın üzerinde artan baskı ve medyaya yaşanan sansür yüzünden ordunun rahatsızlığı arttı ve birçok gizli örgüt ordu için darbe hazırlığına başladı. Bu isimler arasında Cemal Madanoğlu ve Muzaffer Özdağ da vardı. 1958 yılının başında ordu içinden bir ismin bu gizli örgütleri ihbar etmesine üzerine 9 subay tutuklandı. Ancak örgütler deşifre edilemediği için delil yetersizliğinden geri salındılar. 27 Mayıs Darbesi sonrası Cumhurbaşkanı Bayar şöyle diyecekti:

9 subay olayının üzerine gidilseydi, 27 Mayıs olmazdı.

10 Ocak 1960’da İnönü’nün darbeyi haber verdiği söylevini Bursa’da dile getirdi.

Sizi o kadar feci bir akıbet beklemektedir ki ondan sonra sizi ben bile kurtaramayacağım.’’ Bir başka konuşmasında şöyle diyordu İnönü: ‘‘Şartlar tamam olduğunda milletler için ihtilal meşru bir haktır, bu tedbire teşebbüs eden baskı tertipçileri zannediyorlar ki Türk milletinin Kore milleti kadar haysiyeti yoktur.

(O sırada Güney Kore’de öğrenci olayları ile bir devrim olmuş ve Syngman Rhee devrilmişti.)

27 Nisan 1960’da polis tıp öğrencilerinin İstanbul’da düzenlediği kongreyi bastı. Tıp öğrencileri yarın Taksim’de miting yapmaya karar verdi. Atlı polislerin kalabalığı dağıtamaması üzerine, Turan Emeksiz adında bir öğrenci vuruldu. Olaylar Ankara’ya da yansıdı. Öğrenciler kendi aralarında buluşmak için 555 K diye bir şifre uydurmuşlardı. Bu 5. ayın 5’inde saat 5’de Kızılay’da demekti. 5 Mayıs’da Ankara Kızılay’da başlayan öğrenci olayları 27 Mayıs’a dek sürecekti.

26 Mayıs, Ankara ve İstanbul’da teşkilatlanan subaylar Milli Birlik Komitesi adına ülke yönetimine el koyduğun açıkladı. Radyodan, MBK’nin bildirisini Kurmay Albay Alparslan Türkeş okudu. MBK’nin içinde en üst düzey rütbe Albaydı. III. Ordu Komutanı Ragıp Gümüşpala Erzurum’dan MBK’ye eğer içlerinde general rütbesi yoksa MBK’yi tanımayacağını bildirdi. Bunun üzerine MBK, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel’i ikna ederek MBK Başkanı yaptılar. Bunun üzerine Gümüşpala MBK’ya biat etti.

MBK içinde, siyasetçilerin oy kaygısıyla çekinerek yapamadığı bazı devrimleri gerçekleştirmek isteyen ve DP’lilerin idamına karşı çıkan ‘‘14’lükler’’ sürgün edildi. 14’lüklerin arasında Alparslan Türkeş, Muzaffer Özdağ gibi daha sonra MHP’yi kuracak kurucu kadrodan isimler vardı. Türkeş 25 ay sonra, Türkiye’ye 1963’de dönecek, milliyetçi bir grubun sevinç çığlıkları ile karşılanacak, ilk önce ‘‘14’lükler’’ ile CMKP’yi ele geçirecek, sonra meclise girip Cumhurbaşkanlığına aday olup Cemal Gürsel karşısında 11 oy alıp kaybedecekti. Daha sonra 1969 yılında CMKP’yi MHP’ye dönüştürecek kadronun temelinde bu ‘‘14’lükler’’ vardı.

 

 

 

 

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*