Etnik Milliyetçilik ve Ötüken Birliği Partisi

Türk Siyaseti Yayınlayan:

Türkiye’de etnik milliyetçiliğe dayandığını açıkça beyan eden Ötüken Birliği Partisi, gündeme bomba gibi düştü. Peki bu parti hangi anlayışla ve neden şimdi ortaya çıktı?

21. yy.da Türk milliyetçiliğinin ekseni, her geçen gün daha çok etnik temelli bir milliyetçiliğe evrilmekte neden mi?

*Hükümette bulunan AKP’nin ‘‘Türkçülük’’ karşıtı söylemleri, ‘‘Andımızın kaldırılması’’, dağlardan ‘‘Ne mutlu Türküm diyene’’ sözlerinin silinmesi, Atatürk ve İsmet Paşa’ya ‘‘İki ayyaş’’ denilmesi, milli bayramların kutlanmasının engellenmesi,

*Adına ilk önce Kürt Sorunu sonra Barış Süreci sonra da Çözüm Süreci denilen ve Kürdistan İşçi Partisi(PKK) ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin Oslo’da yaptığı görüşmeler…

*Kürdistan İşçi Partisi’nin yasal kolu HDP’nin mecliste güçlenerek ‘‘meclis grubu’’ oluşturacak güce erişmesi, dahası TBMM Başkanvekilliği makamına terörist başı Öcalan’ın yeğeninin getirilmesi,

*TRT Şeş kanalının Kürtçe yayın yaparak, Kürdistan İşçi Partisi’nin bir isteğinin daha yerine getirilmesi, kanalın ilk yayınında ‘‘Ateş düşsün Türk’ün evine’’ adlı Kürtçe şarkının söylenmesi,

*3.5 milyon Suriyeli mültecinin ülke sınırları içerisinde adeta başı boş deli danalar gibi dolaşması, dahası bu mültecilerin AB ile pazarlık konusu yapılarak Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarının zedelenmesi,

*Atatürk’ün partisi diye oy alan CHP’nin evrilerek, Y-CHP adı altında HDP’yi destekleyen yöneticileriyle, PKK’nın şehir yapılanması olan KCK sanıklarına gönüllü avukatlık yapan Sezgin Tanrıkulu gibi adamların partinin genel başkan yardımcılığına getirilmesi, Genelbaşkan Kılıçdaroğlu’nun tüm bunlara sessiz kalarak, Seyit Rıza gibi Cumhuriyet’e karşı isyan etmiş bir teröriste, terörist diyememesi,

*Bugün, tüm çıplaklığıyla kumpas olduğu ortaya çıkan, Türk Ordusu’na karşı adeta bir suikast girişimi olan, Ergenekon, Balyoz vb. davalara AKP hükümetinin destek vermesi dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘‘Ben bu davanın savcıyım.’’ söylemi,

*4 parçalı Kürdistan hayalinde, Türkiye, Irak, Suriye ve İran’dan toprak kopartarak kurulmak istenen sözde devletin başkan adayı peşmerge başı Barzani’nin muhatap alınması, Diyarbakır’da AKP kongresinde, ‘‘Türkiye, seninle gurur duyuyor!’’ sloganlarının atılması…

*Havuz ve yandaş medyanın, güzellemeler yaparak, elinde sazıyla davet ettiği HDP Genelbaşkanı, Selahattin Demirtaş’ın, Diyarbakır’da Apo’nun mektubunu okuması,

*Kuzey Suriye’de Kürdistanı kurmak isteyen terör örgütü PYD Başkanı Salih Müslim’in Türkiye Cumhuriyeti devletince tanınması,

*Ortadoğu’da 22 ülkeyi bölecek, yeni sınırlar ve yeni devletler ortaya çıkaracak, Büyük Ortadoğu Projesi’nin(BOP) eşbaşkanlığını üstlenildiğinin bizzat dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından dile getirilmesi,

*AKP İstanbul İl Bşk. Aziz Babuşcu’nun ‘‘AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk.’’ söylemi,

*AKP MYK Üyesi Prof.(!) Yasin Aktay’ın ‘‘Türk diye bir ırk!’’ söylemi,

*Türk milliyetçiliğinin temsilcisi olarak görülen MHP’nin 2007’den bu yana mecliste ve AKP’ye karşı herhangi bir faaliyet gösterememesi, Devlet Bahçeli’nin 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, AKP’ye tam destek vereceğini açıklaması,

Türkiye’de Türk olmanın adeta suç olduğu bir siyasi ortamda, ülkenin kurucu ideolojisi olan Türkçülük’e karşı büyük bir savaş verilmekte ve yok edilmek istenmektedir. Yükselen etnik milliyetçi fikir akımları özellikle Türk gençliği arasında büyük destek görmektedir.

Kemalizm’in ideologları Mahmut Esad Bozkurt ve Recep Peker’den tutun da oradan Türkçülük’ün bayraktarı; Nihal Atsız ve arkadaşlarına, etnik Türk milliyetçiliği, Türkiye’de iktidarın nasıl davranması gerektiğini, devletin politik gücünü, halkın milli şevk ve arzusunu nasıl yüksek tutacağını bize göstermiştir.

Mahmut Esad Bozkurt’un Atatürk İhtilali eserinden şu alıntı ile sözlerimi bitiyorum:

Bir ihtilâl hangi milletin hesabına yapılırsa, mutlaka o milletin öz evlâdının eliyle yapılmalı ve onun elinde kalmalıdır. Meselâ: Türk ihtilâli, öz Türklerin elinde kalmalıdır. Hem de kayıtsız ve şartsız. Yabancıların yardımı ile başarılan ihtilâller yabancılara borçlu kalırlar. Bu borç ödenmez. Türk’ün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir. Geçmişte Osmanlı İmparatorluğunun bahtsızlığı, ekseriya, mukadderatını Türklerden başkasının idare etmiş olmasıdır.

 

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Türk Siyaseti'den Sonuncu

Çık Yukarı