hitlererdoğan

Faşizm Tartışması Hitler ve Erdoğan

Siyaset Bilimi Yayınlayan:

1. Özet

Bu denemede tartıştığım faşizm ideolojisi üzerinden Nazi Partisi lideri Adolf Hitler ve AKP’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın karşılaştırmasıdır. Nasıl iktidara geldiler ve insanlar onları neden takip etti? Türkiye’de son zamanlarda, Erdoğan için siyasi olarak Hitler’e benzediği tartışılıyor. Bunun için ‘‘Faşizm Tartışması Hitler ve Erdoğan’’ başlıklı bir makale kaleme aldım. Erdoğan’ın da Hitler gibi bir diktatör olduğunu ve muhalif kesime karşı tahammülsüzlük olduğu argümanları üzerinden bu tartışma sürüyor. 3 Kasım 2002 seçimleri Türkiye için bir devrimdi. İslamcı bir ideolojiden gelen AKP tek başına hükümet oldu. Faşizmin temel argümanlarını anlatacağım ve biz bu sihirli kelimeden ‘‘faşizm’’den ne anladığımızı tartışacağım. Türkiye’de herkes karşıt görüşte olan birine ‘‘faşist’’ diyor. Türkiye sıkıcı ve karanlık bir gece ve ben elimde geldiğince size bu gecenin hikayesini anlatacağım. 

2. Faşizm Nedir?

Faşizm kelimesi, etimolojik olarak ‘‘deste’’ anlamındaki Latince ‘‘fascis’’ sözcüğünden türetilmiştir. Fascis sözcüğü, Eski Roma’da devlet iktidarının simgesi olan ve yüksek düzeydeki devlet yöneticilerinin (Roma Magistra’larının) önlerinde taşınan baltalı sopa destesini dile getirmektedir. Burada ‘‘balta’’ simgesi, ‘‘şefi’’, sopalar-değnekler ise bu şefin etrafında sadakatle kenetlenmiş örgüt üyelerini belirtiyordu. İşte bu sopalardan her biri -vurucu güç- faşist anlamına gelmekteydi. Demek ki her faşist bir sopa-değnek olarak kabul edilebilir. Bir başka ifadeyle her faşist, kullanılmaya hazır ve kullanıcısına karşı herhangi bir itirazda bulunabilme yetisine sahip olmayan, sürekli olarak kaba gücü temsil eden bir araç durumundadır. Zaten geniş anlamda faşizm, kaba güce dayanan totaliter ve otoriter bütün düzenleri dile getirmektedir. Bir diğer açıdan faşizm, hem ideolojik hem de uyguladığı taktikler açısından şiddet taraftarı bir anlayış ve harekettir.

Faşizm dünyada 1919-1945 yılları arasında etkili oldu ve bu ülkelerde faşizm ya iktidar oldu ya da siyasi hayatını etkiledi; ABD, Güney Afrika, Japonya, Almanya, İtalya, Romanya, İspanya ve İngiltere. Dünyada ilk Faşist lider Benito Mussolini 1922 yılında iktidara geldi ve beş yıl önce 1917’de Ekim Devrimi ile Rus Çarlık’ı yıkıldı yerine SSCB kuruldu. Lenin’in Mussolini’yi faşist olarak tanımlaması zamanla dünyadaki diğer milliyetçi hareketlerin faşist olarak anılmasına neden oldu.

Faşizm sağ ve sol politik görüşün bir karışımıdır. Faşizm temel olarak milliyetçiliği ve korporatizmi yani halkın dayanışmacılığını savunur. Korporatizm, sınıf çatışmasını reddeder, sınıflar arası değil, meslekler arası rekabet olduğunu savunur. Faşist doktrine göre devlet sosyal hayatın tüm yönlerini kontrol etmelidir. Bu nedenle bir yanda bireyciliğe ve liberalizme diğer yandan da sınıf kimliğine sahip bir topluma karşı olduğu için (sınıflaşmanın millî bütünlüğü tehdit edeceğine inandığından) komünizme de karşıdır.Bu sistemde, siyasal ve kültürel otorite millî irade biçiminde tanımlanarak önderin şahsında toplanmıştır. Önder, toplum tarafında millî düşüşü durduran ve ülkesinin ileri gitmesini sağlayan dinamik bir kişi olarak algılanmaktadır. Şimdi faşizmin temel argümanlarını anlatacağım.

2.a. Milliyetçilik

İnsanların çoğu ‘‘faşizm’’ kelimesi duyduğunda, akıllarına ‘‘milliyetçilik’’ geliyor bu bir anlamda doğrudur. İlk olarak, Hitler ve Erdoğan ‘‘millet’’den ne anlıyorlar bunu tespit gerekir. Hitler, Alman ırkının üstün, diğer ırkların aşağı olduğunu ve böylece üstün Alman ırkının tüm dünyaya hükmetmesi gerektiği düşüncesidir. Yani millet kelimesinden Hitler, safkan Alman ırkını anlar. Öte yandan, Erdoğan, ‘‘millet’ kelimesini ‘‘ümmet’’ olarak kullanıyor ve milliyetçilik düşüncesine katılmıyor. Müslüman milletler İslam’da birbirinin kardeşidir düşüncesi hakim.

Milliyetçi bir yaklaşım için, tarih hakkında konuşmak gerekir. Faşizm ideolojisi geçmiş tarafından beslenir. Faşist liderler, Hitler ve Mussolini her ikisi de geçmişle bağlantı kurarak  ‘‘Evet, biz muhteşem bir devlet kuracağız, çünkü geçmişte çok güçlü devletler kurduk!’’. Mussolini, İtalya için Sezar rolünü oynamaktadır. Hitler, kendisini Alman tarihindeki Büyük Frederick gibi büyük bir kral olarak görüyor. 1941 yılındaki Rusya’nın istila harekatına Hitler, Alman kral Frederick Barbarossa’dan esinlenerek ‘‘Barbarossa Operasyonu’’ adını verir. Frederick Barbarossa, Kuzey İtalya’yı fetheden bir Alman kralıdır.

Yine aynı şekilde Erdoğan’ın yeni çalışmalarıyla Atatürksüz bir Türk tarihi yaratılıyor. Kendisi Türkiye’yi İslam dünyasının lideri olarak görürken kendini de sözde bir halife olarak görüyor. Neo-Osmanlıcılık ideolojisiyle Osmanlı’nın kurucuları, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi ve Osmanlı’nın yükselme devrindeki padişahları Fatih ve Kanuni ve son dönemlerinde İslamcı bir ideoloji benimseyen II. Abdülhamit gibi padişahlarla Neo-Osmanlıcılık ile günümüzü tarih sayesinde birleştiriyor. Bu konuda en önemli isim tahmin edeceğiniz gibi II. Abdülhamit çünkü kendisi bilinen en güçlü İslamcı padişah.

Erdoğan’a göre Türkiye Osmanlı’nın kültürel mirasçısıdır okullarda çocuklara Osmanlı Türkçesi öğretiliyor. Bu proje ‘‘Sosyal Bilimler Liseleri’’nde başladı. Ben de Eti Sosyal Bilimler Lisesi mezunuyum. Bizim dönemimiz 75-80 kişi kadardı ve 2 kişi hariç hiç kimse Osmanlı Türkçesi öğren(e)medi! Bir kaç sene önce Osmanlı Futbol Klubü kuruldu. Hitler sık sık Almanlara hitap ederken ‘‘Bin yıllık Alman İmparatorluğu’’nu kuracağından bahsediyor, Alman halkının barış ve huzur içinde yaşayacaklarını vaad ediyordu. Erdoğan da günümüzde yeni bir Osmanlı İmparatorluğu kurmak istiyor, konuşmalarını görüyoruz, Mısır ve Kosova gibi zamanında Osmanlı hükümdarlığı altında yaşayan ülkelere sürekli selam gönderiyor.

Faşizmi analiz ettiğimiz zaman lider ve ordunun birbirine bağlı olduğunu görüyoruz. Ordu, liderin kontrolünde ve her zaman liderine sadakatle bağlı kalarak onu destekliyor. Lideri güçlü kılan ordusu oluyor. Hitler birçok konuşmasını askeri üniforması ile yapıyordu. Aynı örneği Erdoğan için veremeyiz çünkü en başta ordu Erdoğan’ı desteklemiyor. Bunun nedeni ise orduya karşı yürütülen Balyoz ve Ergenekon davalarında hapse atılan subaylar hatta ordunun Genelkurmay Başkanı. Bu politik davaların nedeni ise Erdoğan’ı iktidardan için yapılmak istenen sözde darbe girişimleri. Bence Erdoğan ve Hitler’i farklı kılan en önemli faktör milliyetçiliğe bakış açılarıdır.

2.b. Sosyal Darvinizm

‘‘Kuvvetli, yalnız kalınca daha kuvvetlidir’’. Bu söz Adolf Hitler’e ait. Eğer bu dünyada zayıf düşersen yok edilirsin, bu dünyada sadece güçlüler yaşayabilir. II. Dünya Savaşı sırasında Hitler kışın Rusya’ya askerlerini yaz elbiseleriyle yolladı. Hitler, donmaktan kurtulan askerlerin daha güçlü olacağına inanıyordu. Ayrıca kendisinin azınlıklar hakkında düşündükleri de açıktır. Kendisi onların zayıf ırklar oldukları için yok edilmelerine inanıyordu. Engelli olanlar da Hitler’den nasibini aldı çünkü onlar da zayıftı ve Alman ırkının yükselişine karşı bir engel oluşturuyorlardı.

Biz bu prensibi Erdoğan’ın politikaya bakış açısında görebiliyoruz. Erdoğan’ın düşünceleri zamanla hep değişmiştir, Türkiye’nin dostları birden düşmanları olmuşlardır. Kaddafi ve Esad buna en büyük örnektir. Kaddafi’nin Libya’da güçlü olduğu zamanlarda kendisini güçsüzleştirmek için yapılmak istenen hava saldırılarına Erdoğan İslam Konferansında karşı çıkarak

NATO’nun Libya’da işi ne? İç savaş Libya’nın kendi problemidir.

demişti. Bundan bir kaç sene sonra Kaddafi Libya’da hakimiyetini yitirince Türk uçakları Libya’ya karşı NATO koalisyonuna katılarak Kaddafi yanlı güçleri bombalamaya yardım etti. Kendi politikaları yanlış olduğundan dolayı halk kendisine “Biz bunu kabul edemeyiz” dediği zaman kendi dostlarını suçluyor. Bunu ‘‘Kürt sorunu’’ nda görmek mümkün kendisi “Ben suçlu değilim PKK bizi kandırdı” derken Ergenokon ve Balyoz davalarında “hizmet hareketi” tarafından kaldırıldığını suçlu olmadığını söylemişti. Kendisi halkın düşmanı olmak istemediğinden hep yol arkadaşlarını devletin düşmanı olmakla suçluyor kendilerinin hain ve suçlu olduğunu söylüyor.

2.c. Liderlik Prensibi

Karizmatik bir önder, faşizmin prensiplerinden biridir. Hitler ve Erdoğan ülkelerinin başına seçimle gelmişler fakat diktatörlüğe gidiş yolunda karizmatik liderliklerinin payı önemlidir. Faşizm her zaman krizlerde büyümüştür. Hitler ‘‘1929 Dünya Ekonomik Buhranından’’ sonra başa gelmiştir. Erdoğan ise 2002’de, 2001 ekonomik krizinden sonra başa geldi. İkisi de halka, mitinglerde ekonominin düzeleceği umudunu vermişlerdi. Hitler bütün Alman halkına iş vaad etmiş ve bunun sözünü vermiştir. Hitler’in mitingleri oldukça etkili olmuş ve  yüz binlerce insan ondan etkilenmiştir. Hitler başa geçtikten sonra 1936’da Olimpiyat Oyunları Berlin’de oynandı. Nazi rejimi bu oyunlar, büyük bir propaganda aracı olarak kullanıldı.

Rejimin ilk propaganda filmini Leni Riefenstahl yapmıştır. Bu aynı zamandaki dünyadaki ilk siyasi propaganda filmiydi. Filme ‘‘İradenin Zaferi’’ ismi verildi. Filmin konusu Nazi Partisinin 1934’teki Nürnberg Parti Kongresindeki Hitler ve Goebbels gibi partinin önde gelen yöneticilerin konuşmalarıydı.

Türkiye’de Erdoğan muhalifleri ‘‘AKP yol yaptı’’ diyerek AKP’yi tiye alırken, AKP’liler Erdoğan’a reis diyor ve mitingler Erdoğan partililerini ‘‘Rabia’’ işareti ile selamlıyor. Türkiye’nin en kalabalık mitingini İstanbul’da 2015 seçimleri öncesinde Erdoğan tarafından yapıldı. Yaklaşık 1 milyon kişi Erdoğan’ı dinledi. AKP’li Prof. Yasin Aktay

Erdoğan’ı gördüğümüz zaman salavat getiririz.

diyerek Erdoğan’ın hitabet yeteneğini vurgulamıştı. Ayrıca Erdoğan’ın hayatı yakın zamanda ‘‘Reis’’ isimli filme aktarıldı.

2.d. Anti-Liberalizm-Demokrasi

Hitler’in en çok eleştirilen konuşmalarından birinde şöyle diyor;

Belki bazılarınız, Marksist Partiyi yok ettiğim için beni affetmeyi başaramıyorsunuz. Fakat arkadaşım, ben diğer partilerin de tümünü yok ettim. Hepsi gitti!

Hitler, 1933’te başa geçince komünist militanların Reichstag’ı yakmasını bahane ederek meclisi feshetti. Aslında bu Hitler’in emriyle yapılan bir kundaklamaydı. Ardından komünist parti liderleri tutuklandı. Faşizm, en başta söylediğimiz gibi devletle ilgili liberal düşünceleri reddeder çünkü liberalizme göre devlet bir bekçiden başka bir şey değildir. Liberalizmde, devlet adalet ve güvenliği sağlar gerisini halka bırakır ama faşizm; sosyal hayatın tamamında söz sahibi olmalıdır. Faşizm bireycilik ve komünizm karşıtıdır. Çünkü komünizm birleşik bir topluma karşıdır, onu sınıflara ayırır. Hitler Gençliği ve SA sokakları kontrol ediyor ve güvenliğini sağlayarak komünizme karşı savaşıyordu. Yahudilerden önce Hitler karşıtları çalışma kamplarına yollandı.

Faşizmde, kadının, sosyal yaşamda görevi annelik ve çocuklara bakmak olmalıydı. Naziler kadınlarının çalışmasını istemiyordu. II. Dünya Savaşı sırasında bu Alman fabrikaları için büyük bir handikaptı çünkü Rus ve İngiliz kadınlar fabrikalarda harıl harıl çalışırken Alman kadınlar çalışamıyordu. Kadınlar ev kadını olmalıydı. Nazilere göre demokrasi saçmalık ve Marksizm Yahudiler için dünyayı yönetme aracıydı. Faşizm kısacası ‘‘Biz ve onlar’’ ideolojisiydi. ‘‘Biz Naziyiz onlar ise komünist, onları yok etmeliyiz!’’ Plan bu kadar basitti. Faşizm bir anti-harekettir, sadece düşmanla yaşayabilir, düşmansız faşizm bir hiçtir.

Erdoğan Türkiye’de hiçbir muhalif hareket istemiyor. Onun emriyle gazeteciler tutuklanıyor, patlamalarda internet kısa süreliğine kesiliyor. Faşizm sosyal hayatı dizayn ediyor. Almanya’da Hitler alkol ve sigara kullanılmasını istemiyordu. Alman, Almanla evlenmeliydi. Bu konuda Erdoğan ve Hitlerin benzerlikleri mevcut. Erdoğan kapalı alanlarda sigarayı yasakladı ve saat 22.00’dan sonra içki satışını durdurdu.

2.e. Devlet  Üstünlüğü

Faşizm bir “tek” ideolojisidir. Tek devlet, tek lider, tek bayrak, tek din vs. Erdoğan ve Hitler’in ortak noktalarından biri ise devletin tamamını, asker-sivil tüm mekanizmayı kontrol etme arzusudur. Bütün güç ikisinin de elindedir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi umurlarında değildir. Söyledikleri her şey olmak zorundadır, sözleri kanun niteliğindedir. Hitler organize bir toplum yaratmak için, Hitler Gençliği, SA, SS ve Gestapo gibi örgütler kurdu. Hatta yargı bile Hitler’in tamamen elindeydi. Erdoğan da aynı şekilde devletin kendi adamlarının elinde olmasını istiyor. Konuşmalarında sıkça ‘‘Benim polisim, benim askerim, benim bakanım’’ sözlerini kullanıyor. Devlet ebedidir, hükümetler seçilmiş partiler aracılığı ile devleti yönetir. Faşizmde parti yönetmek devlet yönetmek ile birdir. Bürokratlar halk için değil, parti yönetimi için çalışır. Bütün devlet birimleri kontrol altına alınır. Devlet, faşist lidere bağlanır ve lider hayatın akışına yön verir. Eğer lider ölür veya bir şekilde güç kaybederse, faşist rejim yok olur.

3. Sonuç

Erdoğan ve Hitler’i faşizm ideolojisi üzerinden karşılaştırdım. Olabildiğince fazla argümana yer verdim. Erdoğan ve Hitler’i ayrıştıran en önemli faktör milliyetçiliktir. İkisi bir çok argümanda birbirine benziyor. Faşizm dünyayı değiştiren ideolojilerden biridir. I. ve II. Dünya Savaşları arasında güçlenmiştir. Faşist liderler II. Dünya Savaşını başlattı ve sonrasında savaşı kaybedince, faşizm ideolojisi de kaybetti. Faşizm en çok gençler ve kadınlar tarafından desteklendi. Fakat Türkiye’de AKP tam olarak gençlerden destek alamaz, gençler daha çok milliyetçi bir akım olan ülkücülüğe ve Türkçülüğü takip eder. Hitler toplumunu olabildiğince ırk ile dizayn etmeye çalışırken Erdoğan bunu din ile yaptı.

AKP’nin sivil toplum kuruluşları İslamcı gruplar örneğin en bilinen bugün terör örgütü ilan edilen Fethullah Gülen’in başını çektiği ‘‘Hizmet’’ Hareketi polis ve yargıyı ele geçirmiştir. 15 Temmuz sonrası FETÖ’ye üye olduğu gerekçesiyle 10 bin hakim-savcıdan yaklaşık 4 bini işinden atıldı. Bu gerçekten çok büyük bir rakam.  Erdoğan ‘‘Hizmet Hareketi’’ni paralel devlet yapılanması kurmakla suçlayıp düşman ilan etti. Erdoğan’ın faşist olduğunu söyleyebiliriz. Gördüğünüz gibi faşizm değişmiştir ve faşizmin farklı yüzlerini Türkiye’de görebiliriz. Türkiye’nin sonunun Almanya gibi olmamasını ümit ediyorum dahası olmayacağına inanıyorum. Bir Türk genci olarak, Türk gençliğine güveniyor, inanıyorum.

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

  1. Eline sağlık abim.Akıcı bir üslubun var.Keyif aldım ve bitmesini istemedim yazının.Beni daha fazla bilgilendirdiğin için teşekkürler 🙂

  2. Sağol Kağan kardeşim, yazının devamını yazıyorum. Faşizm tartışması 2 yakında yayında olacak 🙂

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*