kıbrıs

Kıbrıs’ın bir karış toprağını vermeyiz!

Türk Dünyası Yayınlayan:

9-12 Ocak 2016 tarihleri arasında gerçekleşen Cenevre Görüşmeleri sonrasında, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya, KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün’ün ültimatom verdiği ortaya çıktı. 7 maddeden oluşan ültimatom şunları içermekte;

  1. Kuruluş anlaşması: Olası bir uzlaşının eşit statüde iki tarafın imzalayacağı bir kuruluş anlaşması ile ortaya çıkması
  2. Karar alma: Başkanlığın eşit sürelerle dönüşüme tabi olması, Senato’da ve Temsilciler Meclisi’nde etkin katılım sağlanması, Federal Yüksek Mahkeme’nin 4 Türk ve 4 Rum yargıçtan oluşması
  3. Anayasanın tadili: Federal anayasa değişikliklerinin her iki toplumda ayrı ayrı ve eş zamanlı referandumlarla halkların onayına sunulması
  4. Çapraz oy: Rumların Türklere, Türklerin de Rumlara oy vermesini öngören çapraz oy konusunun taraflar arasında güven ve iş birliği ruhunun tesis edilmesiyle gelecekte ele alınması
  5. İki kesimlilik: Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nde Kıbrıslı Türklerin sarih nüfus ve mülkiyet çoğunluğuna sahip olmaları
  6. Nüfus oranları: 2016 sonunda geçerliliğini yitiren rakamlardan hareketle dörde bir oran gibi maksatlı kısıtlamalar getirilmemesi
  7. Harita konusu: Toprak konusunun harita ve rakam boyutlarını ancak son aşamada ele alınabileceğine dair BM parametresi ışığında, Cenevre’de harita verilmemesi, son aşamada olunduğu kanaati oluşmuş ise öncelikle hükümetin bilgilendirilmesi ve istişare edilmesi.

Bizim ne Güney Kıbrıs’a yama ne de Türkiye’ye vilayet olma gibi bir siyasetimiz yoktur. Böyle bir şeyi düşünmek bile söz konusu olamaz. Türkiye’nin 800 bin kilometrekareye yaklaşan toprağı var. Kıbrıs’ın küçük toprağına ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. 81 vilayeti var, 82’nciye ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum ve Mustafa Akıncı’nın da ikinci bir Tayfur Sökmen olma gibi bir düşüncesi de asla yoktur, böyle bir düşünce de asla söz konusu olamaz.

Akıncı’nın sözlerini Cenevre’ye gitmeden dile getirmesi ilginçtir. Dünya kamuoyunda Kıbrıs’ın Türkiye tarafından işgal edilmiş ‘‘de facto’’ bölgesi olduğunu unutmuş olmalı ki Akıncı böyle konuşmaktadır. Türkiye’nin desteği ile 1983’de kurulan KKTC tam bağımsız bir cumhuriyet olarak kurulmasına karşı, Türkiye dışında hiçbir ülke KKTC’yi tanımamıştır.

Cenevre Görüşmeleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Görüşmeler sırasında karşılıklı haritalar sunulmuş ve bu haritalar BM’nin gizli kasasında tutulmak üzere saklanmıştır. İşin ilginç yanı, konunun liderler arasında mutabakata varılsa dahi, referanduma gidilecek olmasıdır. Sonuç olarak son karar, Türk ve Rum halkına aittir. Öyleyse bu gizem neden, bunun cevabını Akıncı’nın sözlerinden bulmak mümkündür. Çünkü Rum tarafı tavizsiz bir şekilde, Türk ordusunun adadan çekilmesini ve KKTC’den toprak talebini yenilemektedir. Akıncı, Cenevre Görüşmeleri sonrasında, bir tv kanalına verdiği röportajda, ‘‘Rumlar’dan aldığımız topraklardan, hepsini de değil, bir miktarını iade etmemiz lazım.’’ demekte, Türk askerinin adada ‘‘makul sayı’’ya indirilmesini, ayrıca Kıbrıs Rum kesimi ile Türkiye’den gelen suyun paylaşılmasını ifade etmektedir. Rumlara toprak verilmesini ise, bütün müzakerelerde KKTC’ye %29 oranında bir toprak verildiğini, Türk tarafının da barış için bunu kabul etmesi gerektiğini söylemektedir.

Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, Sevr’de bize bugünkü İç Anadolu toprakları bırakıldı, savaşmayalım savaşa ne gerek var mı dediler, İtilaf Devletleri bize bu kadar toprağı bıraktı, biz savaştan yana değil barıştan yanayız mı dediler, hayır! ‘‘Ya istiklal ya ölüm!’’ diyerek Yunan’ı denize döktüler, tüm dünyaya Türk’ün birinci sınıf asker olduğunu gösterdiler. Cumhurbaşkanı Akıncı açıkça gaflet ve dalalet içindedir ve derhal kendine gelmelidir.

1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan hemen sonra Nihal Atsız’ın Ötüken’de kaleme aldığı ‘‘Kıbrıs Konusu’’ başlıklı makalesini okumasını Akıncı’ya tavsiye ediyorum. Atsız makaleyi şöyle bitirmektedir:

İngilizler, Yunanlılarla birleşerek bize karşı savaşmak cesaretini gösterirlerse ne olur? Sınırdaş olmadığımız için İngilizlere bir şey yapamayız. O zaman bunun ceremesini Yunanistan ve Yunanistan’ın yardımına gelecek İngiliz birlikleri çeker. Batı Trakya’dan yürüyecek Türk ordusu karşısında kırılacak yeni maraton rekorlarını da o zaman tarih tespit eder.

KKTC, tüm dünyaya meydan okunarak kurulan bir Türk devletidir. Kıbrıs Barış Harekatı’nın öncesinde ve sonrasında Türkiye’ye uygulanan ambargo uygulanan ambargolar hala siyasilerin dilindedir. Yağ kuyruğu, tüp kuyruğu vardı gibi sözler, Kıbrıs’ın Türk hakimiyetine girmesiyle doğrudan ilgilidir. Türkiye, her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanında olmuştur ve olacaktır. EOKA Yunan terör örgütünün faaliyetlerine karşı, Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kurulması desteklenmiştir. En seçkin generallerini, Kıbrıs’taki Türk birliklerinin başına geçirmiştir.

Türk töresini çiğneyerek, savaşmadan düşmana toprak vermek isteyen Mustafa Akıncı’ya Başbuğ Motun Yabgu’nun(Mete Han) tarihe geçmiş şu sözleriyle yazımı bitirmek istiyorum.

Benden eyerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem.

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Türk Dünyası'den Sonuncu

kıbrıs girit olmasın

Kıbrıs Girit olmasın!

Kıbrıs Sorunu’nun özünü anlamak için, 2004’de BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından
Çık Yukarı