fransız_ihtilali

Milliyetçiliğin Algılanışı

Siyaset Bilimi Yayınlayan:

Kelime kökeni olarak “millet” Arapçada “mell” kökünden türetilmiş dişi cinsli bir kelimedir. Anlam olarak belirli bir inanç sistemine sahip insan grubunu belirtir. Başka bir değişle aynı inanç sistemini veya dini paylaşan insan grubu demektir. Latincede “millet” kavramının karşılığı “nature/doğa”dan türetilmiş, “nation” ise Fransızcada doğum yeri anlamına gelmektedir. Köken belirleyicisidir (Dinç, 2002) .  Millet kavramı zaman süreci içinde günümüz Türkçesinde ve dünyada anlam kaymasına uğramıştır. Bu anlam kayması çerçevesinde milliyetçilik yerini ırkçılığa zorla devrettirmiştir.

Milliyetçilik ırkçılıkla tamamen farklıdır. Ne yazık ki son yüzyılda ırkçılık = milliyetçilik olarak algılanmaktadır.

Millet  vatan üzerinde aynı dille, aynı duyguyla bir kültür birliği kuran, tarihten kalma veya bugün sokulmak istenen herhangi bir sınıf  rejiminin kurulmasına  imkan bırakmayacak suretle devlette tek vücut haline gelmiş şuurlu halk kitlesidir.   Nitekim “ırk’’ kelimesi de birbirinden farklı manalarda kullanılmaktadır ki, bunların nerede, ne maksatla kullanıldığı, nasıl tarif edildiği hesaba katılmayacak  olursa büyük karışıklara neden  olabilir. Irkçılar kelimesinden anlaşılan “saf kan’’, başka türlerle karışmamış kök nesil manasına gelir. Milliyetçilik ve ırkçılık kavramlarına ussal bir şekilde bakılıp dünyadaki yerleşim yerlerine göre yorumlarsak, sürekli hareket halinde olan insan topluluklarının birbiriyle kaynaştığından ötürü saf kandan söz edilemeyeceği daha mantıklı gelir. Yaşanılan bu durumu antropologlar melezleşme olarak açıklarlar. İnsanların sürekli farklı topluluklarla ilişki içinde olması ‘saf kan’ dediğimiz olguyu gün geçtikçe azaltmıştır.

İnsaniyetçilik (humanitarisme)  kelimesi, vatanseverlik ve milliyetçilik ile tezat teşkil etmez. O, kati suretle, ahlaki ve manevi kıymetlerin temeli olmak üzere insanlığı almak demektir (ÜLKEN, 2013:  5-6 ).  Her şeyden önce gerçek  milliyetçilikte yurttaşlık bilinci vardır, insan sevgisi vardır yani insaniyetçilik vardır.  ‘’Millet Sevgisi’’ milliyetçiliğin en üstün siyasi erdemidir. Milletten kasıt yurttaşlardır. Ülkenin yurttaşları  milliyetçilik  kavramının ne anlama geldiğini gerçekten biliyorlarsa,  insan olma ve insaniyetçilik bilincini de anlayacaklardır.

Millet demek birlik oluşturmak demektir, hangi durumda ve ne halde olursa olsun birliği korumak demektir. Oluşturdukları birliği ne pahasına olursa olsun koruyan insanlar milliyetçiliğin gereğini en iyi şekilde yapıyorlar demektir.

Modern milletlerin doğuş tarihi açıkça gösteriyor ki, aynı dil kökünden muhtelif milletler çıktığı gibi, menfaat ve gaye birliği ile ayrı kökten gelen diller birbiriyle kaynaşarak tek bir millet de doğurmaktadır. ( Smith, 2013 )  İnsana insan olduğu için değer verilir, milliyetçilik kavramının altında sorgulanacak başka bir neden aramak ark niyetli bir bakış olur. Dünya da tüm insanların özgürce ve eşit bir şekilde yaşaması için modernitenin bu iyi ve güzel yönü çok önemlidir.

Olaylar bize gösterdi ki, millet her şeyden önce sınırları tarihte hazırlanmış ve mücadelelerle çizilmiş olan bir vatana dayanır. Milliyetçilik terimi, bugün onunla  birleştirdiğimiz anlam çeşitliliğini kesinlikle son yüzyılda kazandı. Özellikle Avrupalı devletler son yüzyıl da bu milliyetçiliğin anlamının değişmesinde başrol oynadılar.

1789’da gerçekleşen Fransız İhtilali’nin sonuçları milliyetçilik duygusunu körükledi, yalnız milliyetçilik düşüncesi ırk merkezli hâl aldı.

Fransız ihtilali, Osmanlı Devleti için farklı etnik grupların isyan etmesinin baş mimarıydı. Osmanlı’nın egemenliğindeki altındaki etnik bölgelerde isyanların patlak vermesiyle, bu bölgeler birer birer bağımsızlığını ilan etti ve milliyetçilik farklı bir hâl aldı. Osmanlı’nın uyguladığı milliyetçilik ayakta zor durmaya başladı ve akabinde çökmesi kaçınılmaz oldu. Osmanlı’nın fiilen bitmesinin üzerine tekrar bir araya birlik oluşturup millet bilinciyle gelen insanlar yeni bir savaşa başladı.

Türkiye Cumhuriyeti için Kurtuluş savaşında izlenen yol, dünyada sadece bizim için değil, bizim izlediğimiz politikaya imrenerek bakan diğer milletlere de örnek teşkil edecektir. Diğer taraftan  izlenen politikayı rayından çıkarmadan yürütmek daha büyük bir başarı olacaktır. Oluşan millet duygusunu yanlış anlamlara çekilmeden yürütebilmemiz için azami dikkat ve önem gerekir.

Bir milleti oluşturmadaki en büyük etkenlerden biri de: aidiyet duygusudur. İnsanlar kendisini bulunduğu ülkenin milleti görüyorsa, ona göre yaşıyorsa ve ikamet ettikleri yeri anavatanı sayıyorsa bu, millet duygusunun insanları birbirine kenetlendiğini gösterir ve milli şuuru hissettikleri anlamına gelir. İnsanlar birbirine kenetlendiğinden dolayı milletler ortak yasa ve gelenekler de oluşturur.

Milliyetçilik çoğu zaman belirli bir dilde eğitim, kendi dilinde televizyon kanalı, kutsal anıtların korunması, insanların aydınlanması gibi hedeflerin peşinde koşar.

Anthony D. Smith’in burada sözünü ettiği milliyetçilik insanları birleştiren gerçek milliyetçiliktir.  Milliyetçilik insanlar arasında ortak paydalar bulur ve temellerini bu doğrultuda oluşturur.

Milliyetçiliğin başka bir gayesi de fertlerine sağlam bir eğitim yoluyla milli kıymetler şuuru vermek değil midir? (Güngör, 1980: 216 ).  Zaten milliyetçiliğin asıl amacı insanları bir arada tutup yükseltmektir. Milliyetçiliği gerçekten ne olduğunu bilip onu uygulayan devletler insanlarına en iyi şekilde eğitim verir ve milli kıymetler çerçevesinde insanları bir arada tutan değerleri önemser. Bunlar başta eğitim yoluyla olur ve birikerek ilerler.

Kendilerini millet olarak gören insanlarda paylaşılan tarih vardır.  Millet sevgisi sonuç itibariyle aile sevgisidir. Bir ülke içinde bulunan insanlar diğer insanların ailesidir. Her insanda ailesini iyiliği için çalışır, fedakârlık gösterir, bedel öder. Türkiye için en güzel örnek Kurtuluş Savaşı’dır.  Millet olmanın gereklerinden biri de farklı halk kültürüdür. Farklı kültürler farklı insanların kaynaşmasının sonucudur. Vatanın kurtarılması için hangi ırktan ve mezhepten olursa olsun hep birlikte mücadele eden vatandaşlar, Kurtuluş Savaşı’ndan itibaren millet şuurunu daha da güçlendirmişlerdir.

Dünya da oluşan millet şuuru bazı ülkelerin işine gelmemektedir, özellikle emperyalist devletler insanlarda oluşan aidiyet duygusundan olumsuz etkilenir, kurdukları sömürü düzeni işleyemez. Emperyalistleri sömürülecek ülkede milli birliğin olması çıkmaza sokar, çünkü amaçlarına ulaşabilmeleri için ilk önce sömürge ülkesinde parçalı bir toplum yapısı olmalıdır onlarda bu durumu en iyi şekilde kullanır. Bundan dolayı en ateşli  ‘’sömürge karşıtı’’ milliyetçilerdir.

Nijerya’da ya da Hindistan’da olduğu gibi, sömürge yönetimleri tarafından aceleyle kurulan, etnik bakımdan ayrışık nüfuslar arasındaki azınlıkların ideolojik hareketleri oldu. Sömürgeciler , Avrupa modeline göre milli bir temele sahip olmasalar da  bir tane yaratmayı amaçladılar. Bu seçkinlerin milletleri “niyet milletleri’’ydi. (Rotberg, 1967)  Farklı bir yaklaşım olan niyet milletleri oluştukları amaca hizmet edip, emperyalistlerin daha kolay sömürmelerini sağladı.

Küreselleşme sürecinde dünya da pek çok yeni millet doğdu ve doğmaya da devam ediyor. Bunlardan en önemlisi Amerika’dır. Yazının genelinde de dediğimiz gibi önemli olan insanların aidiyet duygusuyla ve birlik beraberlik içinde olmasıdır, milliyetçilikten kast ettiğimiz budur. Amerika vatandaşı olan her insan kendini Amerika’ya ait hissediyor ve yurttaşlık bilinci olduğu için ırkçılık söylemleri eskiye nazaran çok belirgin değil.

Milletlere gereksinim duyan ve milliyetlere doğal görünümünü veren modernliktir. Kaçınılmaz olarak milliyetçilik biçiminde ortaya çıkan modernliktir ve milletleri yaratan milliyetçiliktir.

Modernistlerin tercih ettiği ve gerçekte yalnızca yurtseverlik olan “yurttaş milliyetçiliği’’nin aslında bağlılığın ussal  bir türü olduğunu açıklanabilir. Ama etnik milliyetçilik ussal biçimde açıklanamaz.  Etnik milliyetçilik yalnızca çözümlenebilir ve uyandırılabilir.  

Etnik milliyetçiliği uyandırma tam olarak etnik milliyetçi liderlerin yaptığı şeydir ve liderler “paylaşılan kanın etnik ruh bilimin çekirdeğinde yer aldığını’’ sezgisel olarak anladıkları ve “buna başvurmakta tereddüt etmedikleri’’ için uyandırma işinde düşünürlerden çok daha başarılıydılar. (Smith, 2013:  Milliyetçilik)

Kültürel milliyetçilik öncelikle kültürel kimlik, toplumsal uyum ve ahlaki amaç konularıyla ilgilenirler.  Siyasi milliyetçilik amaçlarında bocalarken, kültürel milliyetçilik, topluluğun ortak kültürel kaynaklarını  artırarak yardıma yetişir; canlılığı solduğunda yeni bir siyasi milliyetçilik hareketi ortaya çıkar.

HAKAN GÜLER

KAYNAKÇA:

DİNÇ, Artum (2002),  “Milliyetçiliğin Doğuşu Üzerine Kuramsal Yaklaşımlar”, Ankara: http://www.gunaskam.com.tr

GÜNGÖR, Erol (1980),  Türk Kültürü ve Milliyetçilik, İstanbul:  Ötüken yayınları

GÜNGÖR, Erol (1984), Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik, İstanbul: Ötüken Yayınları

ORTAYLI, İlber (2009), Tarihin Işığında, İstanbul: Profil Yayıncılık

ORTAYLI, İlber (2011), Avrupa ve Biz, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

ROTBERG, Robert (1967),   Afrika Milliyetçiliği: Kavram ya da Tartışma

ROUSSEAU, Jean Jeacques (2012), Toplum Sözleşmesi, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

SMITH, Anthony D.( 2013),  Milliyetçilik , Ankara:  Atıf Yayınları

ÜLKEN, Hilmi Ziya(2013),  Millet ve Tarih Şuuru , İstanbul : Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Siyaset Bilimi'den Sonuncu

Türkiye_AET_İlişkisi

Türkiye-AET İlişkisi

31 Temmuz 1959’da Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) başvuruda bulundu. Anlaşma genel
berlin'de hakimler var

Atatürk ve Potsdam

Ülkemizde, Anamuhalefet partisi liderinin ‘‘Adalet yürüyüşü’’ yaptığı şu günlerde, Atatürk’ün 1917 yılbaşında
Çık Yukarı