nato

Türkiye Nato İlişkisi 1952-2014

Siyaset Bilimi Yayınlayan:

2. Dünya Savaşı’nda hem Nazi Almanyası ile hem de Müttefikler arasında denge siyaseti izleyen Türkiye, savaşın sonuna doğru Nazi Almanyası’na tek taraflı savaş ilan ederek, yeni kurulacak dünyada tarafını belli etti. Birleşmiş Milletler’e katılmasının ön koşulu faşizme(milliyetçiliğe) savaş açılmasıydı. Bu yüzden savaşın sonucunun belli olduğu 1944 yılında Türkiye’de de ‘‘Irkçılık-Turancılık’’ Davası başlatıldı. Bu yazıda Türkiye-Nato ilişkisi 1952-2014 yılları arasında incelendi.

1950’de ilk defa çok partili seçime giden Türkiye,(1946 seçimleri hilelidir, açık oy kapalı tasnif yapılarak DP’nin önü kesildi.) 27 yıllık tek parti iktidarını sonlandırarak, iktidarı CHP’den DP’ye verdi. Yeni Başbakan Adnan Menderes, iki kutuplu dünyada tarafını ABD’den yana kullandı ve 5 bin kişilik tugay ile Kore Savaşı’na Müttefikler safında yer aldı. Türkiye 1952’de NATO’ya üye oldu ve Batı ittifakının bir parçası durumuna geldi. ABD ile Türkiye arasında sorunsuz bir ittifaktan bahsetmek mümkün değildir. PKK, kurulana kadar Türkiye ile ABD arasında hiçbir sorun olmadığı kamuoyunda yayılan bir dedikodudan ibarettir. Tabiki bu PKK’nın NATO tarafından desteklendiği gerçeğini değiştirmez.

İlk önce 60’lı yıllardan ABD Başkanı Johnson’ın mektubu ile başlayan ABD-Türkiye arasındaki gerginlik, 70’li yıllarda ABD’nin Türkiye’ye Kıbrıs konusunda silah ambargosu uygulaması ile zirveye ulaşmıştır. Buna rağmen bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti tüm kudretiyle, Başbakan Bülent Ecevit’in dediği gibi adaya barış için gitmiştir, Türk ordusunun Kıbrıs’a müdahalesi NATO ve AB hâlâ sindirememektedir. 1991’de Sovyetler Birliği dağılınca Batı ittifakının var olma nedeni de ortadan kalkmıştır. Türkiye derhal NATO’dan çıkmalıdır. Çünkü, Sovyetler tehdidi ortadana kalkınca, ön karakol vazifesi gören Türkiye’ye ihtiyaç kalmamıştı, Avrupalı müttefiklerimiz böyle düşünüyordu.

2000’lerde Türkiye NATO İlişkisi

Türk Silahlı Kuvvetleri için de o günden bu yana bu fikri benimseyen üst düzey subaylarımız oldu. Bunlar Amerikan karşıtı olduğu için Amerika bu askerlerimizi bir tehdit olarak görüyordu. 2002’de başa getirtilen AKP hükümetiyle, Türkiye, ABD için ileri karakol olma görevini seve seve yerine getirecekti.

2009’da İslam düşmanı Danirmarka eski Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’ın NATO Genel Sekreteri olarak atandı. Türkiye-NATO ilişkileri arasında yeni bir krize yol açtı. Rasmussen yine Danirmarka Başkanı olduğu dönem içerisinde, PKK’nın Danirmarka’daki faaliyetlerine düşünce özgürlüğü olarak baktı. PKK’nın yayın organı olan Roj TV’ye yayın hakkı tanıması da Türkiye’nin Rasmussen hakkındaki olumsuz görüşlerinin nedenidir. Türkiye NATO ilişkisi bu krizle birlikte üst düzey bir Türk diplomatının Hüseyin Diriöz NATO Genel Sekreter Yardımcısı pozisyona getirilerek sonlandı. Osman Olcay 1969-71’de Genel Sekreter Vekili, Nimet Özbaş da 1971-73’te Genel Sekreter Yardımcısı olmuştu.

4 Temmuz 2003 Süleymaniye Irak, Amerikan askerleri tarafından Türk askerlerinin başına çuval geçirildi ve terörist muamelesi yapıldı. O çuval hala Türk milleti ve Türk ordusunun başındadır. Türk Ordusu’na Atatürk’e ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine yönelik saldırılar böylelikle başlamış oldu. 20 Ekim 2008’de Ergenekon diye bir terör örgütü olduğunu öğrendik. Darbeye teşebbüs etmek, halkı silahlı isyana tahrik etmek ve geçmişte işlenen faili meçhul cinayetlerden sorumlu oldukları söylendi. Osman Pamukoğlu’nun ifadesi ile:

Yüz milyonlarca yıl önce tek bir ana kıta olan dünyanın, parçalanarak beş kıtaya ayrılan kara parçaları, yeniden bir araya gelip birleşse dahi, meslek, kültür, sosyal ve siyasi görüş olarak yan yana gelmeleri mümkün olmayan insanlar bir araya gelerek örgüt kurmuşlar!

Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmaktı. Türk milletine zarar vermek isteyen bir terör örgütü bu milletin milli destanlarından birinin adı olan Ergenekon’u kendilerine isim olarak seçmişlerdi.

6 Ekim 2014 tarihinde Polonya’nın başkenti Varşova’da temaslarda bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Türkiye ile ilgili açıklamalarda bulundu. Stoltenberg şöyle konuştu;

Gerekirse Türkiye’nin güvenliğini korumak amacıyla ittifakın kara birliklerini Türkiye’ye yönlendirme gibi bir olasılığı var.

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*