Ulus Devlete Yeni Tehdit Lgbt

Siyaset Bilimi Yayınlayan:

Milattan önce insanlar küçük topluluklar halinde yaşamaya başladı. Ancak daha sonra birleşerek, aşiretler; kabileler ve hanedanlıklar kurdular. Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı resmi din olarak kabul edip benimsemiyle birlikte, dünya büyük bir dönüşüm yaşadı. Artık milletler, kralları için değil dinleri için savaşacaktı. Türklerin kurduğu Selçuklu ve Osmanlı hanedanlıkları da yüzyıllar boyunca İslam dini için cihat etti.

“Din” için savaş da yerini -“Aydınlanma Çağı” ve Fransız devrimiyle birlikte- “Ulus”a devretti. Artık zaman ulus devletlerin zamanıydı. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra ise zaman “İdeolojiler”in zamanıydı. Faşizm, sosyalizm ve kapitalizm 2. Dünya Savaşı’nda çarpıştı ve kazanan kapitalizm ve sosyalizm oldu. Yaklaşık 50 yıl süren soğuk savaş süresince kapitalizm ve sosyalizm hem sıcak savaşın hem soğuk savaşın yeni yüzünü, iki kutuplu dünyanın savaşını tüm dünyaya gösterdi. Sovyetler birliğinin çökmesiyle, kapitalizm tek hakim ideoloji olarak tüm dünyayı ele geçirdi.

Kapitalizmin önündeki tek engel, devletti, çünkü devlet paternalist anlayışla vatandaşlarını korumaya çalışıyor kapitalizme karşı, sosyal-müdaheleci devlet anlayışıyla vatandaşlarının toplum içinde yaşam standartlarını iyileştirmeye çalışıyor, ekonomiye müdahalede bulunuyor. Bugün birçok çok uluslu şirketlerden herhangi biri gelişmekte olan bir ülkenin örneğin Türkiye’nin GSMH’dan daha büyük oranda bir parayı kontrol ediyor. Toplumdaki insanları, bireycilik ve özgürlük adı altında ulus-devletlere düşman ediyorlar, hayattaki toplumsal değerleri yok ederek insanları sadece tüketen birer hayvana dönüştürmeye çalışıyorlar. Toplumun en küçük yapıtaşı olan aile kurumunun parçalanmasını, bireylerin “istedikleri” gibi yaşadıklarını zannıyla hiçbir toplumsal ideal ve kural olmaksızın yaşamasını aşılıyor. Her çocuğun doğumundan itibaren örnek alması ve hayatı öğrenmesi gereken bir kadın ve bir erkek kimliğe ihtiyacı vardır. Ama bir düşünün tüm toplumun LGBT olarak yaşadığını, çocukların psikolojik sorunlarının çözümü imkansız olacaktır. Dünya çapında bu amaçlarına ulaşmak için gerçekleştirecek propaganda malzemelerinden biri de LGBT.

LGBT, bir ulusu içten içe kemiren bir zehir, burada insanların cinsel tercihlerinden ya da hoşgörüzlükten bahsetmiyoruz. Eşcinsellik insanoğlu var olduğundan beri olan bir şey, ancak bunun arka planında siyasi bir gücün, güçlü bir sermayenin olduğu ve hedefin ulus devletleri yıkmak olduğu aşikârdır. Çünkü LGBT ön plana çıkardığı yeni “kimlik” tarihte hiç olmayan bir kimlik, dinsel değil, etnik ya da ulusal da değil ya da ideolojik de değil bu yeni bir kimlik cinsel kimlik. Hayatın merkezine cinselliği koymuş yeni bir kimlik sorunuyla karşı karşıyayız.Bugün Avrupa’da herhangi bir siyasi partiden daha güçlü olan LGBT grupları mevcuttur örneğin Fransa’da.

Liberal kapitalizm, feminizm, LGBT, Greenpeace gibi örgütleri kullanıyor. Güçsüz, “jandarma devlet” anlayışına geçiş yapılmasını istiyor. Türkiye de buna uyan ülkelerden biri, devlet birçok kurumunu özelleştirdi, devlet sermaye olarak küçülmeye gitti, artık paternalist devlet anlayışından vazgeçiliyor. LGBT sadece Türkiye değil tüm ulus devletler için bir tehdit ve tüm dünyada yükseliyor. Dünyanın nüfusunun çok yüksek seviyelerde olduğu biliniyor, olması gereken dünya nüfusu 1 milyar Türkiye için de 50 milyon ancak bu dünya nüfusunu düşürmek için, dolaylı yoldan desteklenen projelerden biridir LGBT çünkü LGBT bireyler çocuk yapamayacakları orta vadede dünya nüfusunu önemli ölçüde azalacağı öngörülüyor.

Hacettepe Üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunuyum. Erken cumhuriyet dönemi, Jön Türkler, faşizm ve 2. Dünya Savaşı çalışma alanlarım. Daha önce de HEPAR'da aktif siyaset yaptım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*